Abone Ol:

Halk arasında kurdeşen adıyla bilinen ürtiker hastalığı, toplumda son derece sık görülür. Kurdeşen (ürtiker) rahatsızlığı, çoğu durumda hem hastayı hem de hekimleri zaman zaman zorlamaktadır. Bu hastalık için uygulanan pek çok tedavi bulunur. Alerji ve immünoloji uzmanlarının son derece etkili ve kesin çözüme yönelik tedavi modelleri de vardır…
Ürtiker nedir? Ürtiker hastalığı belirtileri neler, bulaşıcı mı, tedavasi var mı?

Kurdeşenin ciltte oluşturduğu lezyonlar; kaşıntılı, ödemli, yuvarlak veya oval şekilli, kızarık ve yüzeyden kabarık lezyonlardır. Orta kısımları soluk olmaya eğilimlidir. Boyutları birkaç milimetreden santimetreye kadar değişir. Dakikalar bazen de günler içinde lezyonlar kaybolur. ÜRTİKER HASTALIĞI NEDİR? Halk arasında kurdeşen adıyla bilinen ürtiker farklı koşullar nedeniyle ciltte görülen reaksiyonlardan kaynaklanan kabarık, kaşıntılı ve kızarık lekelerle karakterize edilen bir cilt hastalığıdır.Bu kızarık lekelerin boyutları bir kaç milimetreden bir kaç santimetreye kadar farklılık gösterebilir ve yaygın olarak birbirleri ile birleşip ten üzerinde çok geniş bir alanı kaplayabilir. Lekeler hastalık seyrettiği süre zarfında 24 saat içerisinde belirip kaybolabilir. Kurdeşen hastalığı bulaşıcı değildir.Eğer kurdeşenden kaynaklanan kızarıklıklar ile kabarıklıklar altı haftadan daha uzun süre devam ederse ve aylar ya da yıllar boyunca sık sık tekrarlarsa, durum kronik ürtiker olarak kabul edilir. Kronik kurdeşen insanlar çok rahatsız edici olabilir. Uykuya veya günlük faaliyetlere engel olabilir. Doktor tavsiyesi ile alınacak antihistaminikler ve kaşıntı önleyici ilaçlar durumdan muzdarip bireylerde rahatlamaya yol açabilir. ÜRTİKER (KURDEŞEN) NEDEN OLUR? Kurdeşen kızarıklıkları ve bunlarla birlikte beliren kabarıklıklar, bazı hücreler tarafından kan dolaşımına histamin ve diğer kimyasalların serbest bırakılmasıyla ortaya çıkar.Tıp uzmanları genellikle kronik ürtikerin nedenini veya akut ürtikerin neden bazen kronik bir hal aldığının nedenini belirleyemezler. Ancak deride görülen kurdeşen dökülmesinin tetikleyici nedenlerinin bir kısmının aşağıdakiler olduğu bilinmektedir:Ağrı kesici ilaçlarAlkol kullanımıBöcekler veya parazitlerÇeşitli gıda türleriCilt üzerinde uzun süreli baskı, lastik şerit gibiÇizilmeEgzersizEnfeksiyonGüneş IşığıSoğukStresYüksek ısıBunlarla birlikte bazı vakalarda kronik ürtiker tiroid hastalığı veya nadiren kanser gibi altta yatan başka bir tıbbi durum ile ilişkili olabilir. ÜRTİKER’İN GÖRÜLME SIKLIĞI Ürtiker/anjiyoödem, hem kadın hem de erkek cinsiyeti ve de tüm ırkları etkiler. Bir insanda yaşam boyu herhangi bir zamanda görülme riski % 15-25 arasında değişir. Akut ürtiker genç erişkin ve çocuklarda daha sıktır. Kronik ürtikerse daha çok erişkinlerde ve bayanlarda görülür (hastaların % 75′ i bayandır). ÜRTİKER TEDAVİSİ Akut ürtiker genelde kendini sınırlar ve klasik alerjşi ilaçlarına (H1 tip antihistaminklere) iyi yanıt verir. Antihistaminikler; histamin salınmadan, reseptörüne bağlanmadan koruyucu olarak verilirlerse daha etkili olurlar. Ancak bu ilaçların ne kadar verileceğine dair kesin bir kural veya kaide yoktur. Eski model alerji ilaçları da yeni model ilaçlarına bazıları da maalesef uyku hali, dikkat dağınıklığı ve konsantarsyon bozukluğu gibi yan etkiler oluştururlar. Bu ilaçları kullanırken bazen standart dozun 2-3 katı gerekli olabilir. Şiddetli bulguları olan hastalarda kısa süreli kortizon kullanımı gerekebilir. Hayatı tehdit eden anjiyoödem veya anaflaksi atağı geçiren hastalar adrenaline (epinefrin) yanıt verirler. Bu sebeple bu hastaların bu ilaca kolay erişme, kullanma, uygulama yöntemleri ve epinefrinin etki süresi hakkında bilgilendirilmesi gereklidir.H1 antihistaminikler kronik ürtiker, anjiyoödem tedavisinde esas kullanılan ilaçlardır. Ürtikerin değişik alt tiplerinde değişik H1 antihistaminikler tercihle uygulanabilir.Ciltteki histamin reseptörlerinin %15-20 kadarı H2 alt tipinde olduğu için bazen piyasada mide ilacı olarak tanımlanan ranitidin (ki H2 reseptörleri son derece iyi bir şekilde bloke eder; 150 mg günde 2 kez), famotidin (20 mg günde 2 kez) gibi kullanılabilir.Sıklıkla en yüksek veya en yüksek doza yakın dozlar da bile antihistaminikler kullanılsa da bazen ürtikere çare bulunamayabilir. Bu durumlarda alerji ve immünoloji uzmanları bu ilaçları değişik başka ilaç grupları ile kombine ederek kullanırlar ve başarıya ulaşırlar.Tedavisi güç, inatçı buşlguları olan hastalarda ise kortizon, bazı astım ilaçları, kalsiyum kanal blokörleri, sıtma ilaçları veya dışarıda kullanılan insan antikorları (IVIG) gerekebilir.Kurdeşen için etkili bir tedavi bulmak genellikle mümkündür. Kurdeşen tanısı koyan doktor, muhtemelen hastalığın belirtilerinin antihistaminikler ile tedavi edilmesini ve kişisel bakım önlemlerinin alınmasını tavsiye edecektir.Bu yöntemler işe yaramazsa reçeteli ilaçlar ile bireye en uygun kombinasyonu belirlemek üzere yine doktora başvurulması gereklidir.Antihistaminik ilaçları doktor kontrolü olmadan almak yan etkilere yol açabilir. Özellikle hamile ya da emziren bireylerde, kronik tıbbi durumu olan bireylerde ya da başka ilaçları kullanan bireylerde istenmeyen yan etkilere yol açabilirler. Bu nedenle herhangi bir ilacı kullanmaya başlamadan önce mutlaka doktora başvurulmalıdır.Antihistaminiklerin yanı sıra histamin blokerları, antienflamasyon ilaçları, antidepresanlar, monoklonal antikorlar ve bağışıklık sistemi baskılayıcı ilaçlar, ileri aşamalardaki kronik ürtiker tedavisinde kullanılmaktadır.Kurdeşen İçin Yaşam Tarzı DeğişiklikleriKronik ürtiker aylarca veya yıllarca sürekli devam edebilir. Bireyin uyku düzenini bozabilir ve günlük hayatına müdahale edecek bir hale gelebilir. Alınacak bir kaç basit önlem kronik ürtikerin tekrarlayan cilt reaksiyonlarını önlemeye veya yatıştırmaya yardımcı olabilir:Bilinen tetikleyicilerden kaçınmakBol, Gevşek ve hafif giysiler giymek.Derinin çizilmesinden kaçınmak.Etkilenen bölgeyi yıkayarak, yelpazeleyerek, serin ve nemli bir bez kullanarak, ya da losyon veya kaşıntı önleyici krem ile rahatlatmak.üneş kremi kullanmakSert sabunları kullanmaktan kaçınmak.Hastalık BulgularıHastalar genellikle yerini tam olarak belirleyemedikleri kaşıntıları olduğunu söylerler. Sonrasında tipik ürtiker lezyonları belirir. Kaşıntı hissi, hafif bir rahatsızlıktan kişinin kendi cildinde soyulmalar yaratabilen kaşıntılara kadar değişkendir. Ürtiker lezyon grupları kısa sürede belirir, sonra kaybolurlar. Gün içinde lezyonlar tekrarlayabilir. Kolinerjik ürtikerli hastaların kolay ayırt edilebilen klinikleri vardır. Bu hastalarda yaygın cilt kızarıklığı ve yüzeyden kabarık birkaç milimetre büyüklüğünde, toplu iğne başı gibi, bazen soluk ve birbirlerine çok benzeyen ürtiker lezyonları mevcuttur. Hafif bir zorlanma sonucu hastada oluşan terleme dahi bu tür şikayetlerin oluşmasına neden olabilir.Kaşıntı genelde şiddetlidir ve bulgular genelde cilt ile sınırlıdır. Kronik ürtikerli hastalarda tanımlandığı üzere hastalarda son derece dramatik olarak uykusuzluk, yorgunluk, duygusal rahatsızlık saptanmıştır. Anjiyoödem gelişimi bir kabarıklığın kenarından ya da bağımsız herhangi bir bölgeden başlayabilir. Ancak gelen de bu derin ödem cilt ve cilt altı dokunun nisbeten daha gevlek olduğu, göz kapakları, dudaklar, eklem çevreleri ve genital bölgeler bölgelerde kendini gösterir. Bulgular hafif bir rahatsızlıktan basınç hissine ve nefes borusunda oluşabilecek olan ödem nedeniyle ağır bir nefes darlığına ve hatta bazen ölüme gidecek kadar değişken olabilir.Tanıİlk ürtiker ve anjiyoödem atağı ortada tanımlanabilen bir tetikleyici olmadan da gerçekleşebilir. Eğer bulgular bir besin veya ilacı aldıktan 5-30 dakika sonra gelişirse hasta genellikle aldığı besin ve ürtikeri ilişkilendirebilir. Doktorun öncelikle dikkatli bir hikâye alması, alınan gıdalara ve eşlik eden rahatsızlıklara dikkat etmesi gerekir. Gereksiz ilaçlardan ve neden olan gıdalardan mutlaka sakınmak gereklidir. Eğer, yeni başlanan bir ilaç sonrası ürtiker ya da anjiyoödem bulguları ortaya çıkmışsa ilacın yapı olarak farklı bir formuna geçilmelidir. Tanı için alerji ve immünoloji uzmanlarının uyguladığı bir takım testler vardır. Bu testlerden elde edilen sonuçlar ile hastanın hastalık hikayesi birlikte değerlendirilerek nedensel tanı konulabilir.Karışan Hastalık Durumları (Ayırıcı tanı)Kronik ürtiker ve anjiyoödemin ayrıcı tanısı daha önce de bahsettiğim gibi idiopatik, oto-immün, fiziksel, besin ilişkili ve sistemik hastalıklara bağlı ürtiker olmak üzere çeşitli alt gruplardan oluşur. Kronik ürtiker ve anjiyoödemle karışabilecek diğer durumlarıysa dermografizm (yaygın kaşıntıyla birlikte), ürtikeryal vaskülit (ürtikerle birlikte görülen damar iltihabı, ürtikerya pigmentoza, sistemik mastositoz, eksersizle tetiklenen anafilâksi, egzersizle tetiklenen besin ilişkili anafilâksi, idiopatik anafilâksi, herediter (ailevi, genetik geçişli) anjiyoödem, kazanılmış anjiyoödem, bazı tansiyon ilaçlarıyla (ACE inhibitörleri gibi) oluşan anjiyoödemden oluşur.Yaklaşık olarak hastaların %95′ inin bulguları ağızdan alınan maddelerle ve eşlik eden hastalıklarla ilişkili değildir. Ancak bazı hastaların (bazen doktorlar da hastalar gibi düşünür) bu durumu kabul etmesi zordur. Bu da gereksiz, pahalı, girişimsel, geniş kapsamlı tetkiklerin yapılmasına neden olur. Altta yatan nedeni bulmanın en iyi yolu hastanın hikayesinin detaylı alınması ve fizik muayenedir.Besin ve ilaçlar kronik ürtikerin nadir nedenlerinden olsalar da hastaları buna inandırmak oldukça güçtür. Akut ürtikerin değerlendirilmesinde, hastanın aldığı tüm gıda katkı maddelerine ve ilaçlara ara verilmelidir. Hastanın mutlaka alması gereken ilaç varsa, yapı olarak alerji oluşturmayan bir forma geçilmelidir. Daha sonrasında hasta olası alerjen besinleri tanımlamak için bir besin günlüğü tutmalıdır. Buna ek olarak alerji ve immünoloji uzmanları olası alerjenler ve besinleri tespit etmek için deri testleri (deri prick testi gibi) kullanırlar. Uyumlu hastalarda burada saptanan alerjenlerle eğer hastanın hastalık hikayesi de örtüşüyorsa bu gıdalardan kaçınmak son derece yararlı olmaktadır. Ürtikeri baskılamak için kullanılan antihistaminiklere ve diğer ilaçlara ara verilmelidir. Ürtiker geçtikten sonra kısıtlanan gıdalara kontrollü bir şekilde yeniden başlanmalıdır. Böylece hastaya sağlıklı bir diyet hazırlanabilir.Sinüs enfeksiyonları, diş ve diş eti iltihapları, Helicobacter pylori gastriti, safra kesesi taşı iltihabı (kolesistit), tırnak ve/ veya ayak mantarları (onikomikoz, tinea pedis) ürtikerle ilişkili kronik enfeksiyonlardır. Bu hastalıkların ürtikerle ilişkileri tam olarak bilinmese de bu hastalıkların tedavisinden sonra ürtikeri geçen vakalar bildirilmiştir.Tipik ürtikerli bir hastanın laboratuvar tetkikleri hemogram, metabolik panel, karaciğer enzimleri ve idrar analizinden oluşmalıdır. İleri laboratuvar tetkikleri için ise mutlaka alerji ve immünoloji uzmanlarınca istenmeli ve değerlendirilmelidir. Tiroid hormon yetersizlikleri (hipotiroid ve tiroid bezine karşı vücudun kendinin yaptığı antikorların (anti-tiroid antikorların) varlığını değerlendirmek gerekir. Bazen eğer alerji ve immünoloji uzmanı gerek duyarsa IgE denilen alerji antikoru ve / veya bunun alerji hücreleri üzerindeki bağlanma noktaları (reseptörlerine=Fc?RI) oto-antikor tespiti yapabilir. Anti-Fc?RI antikorunun pozitif olması ürtikerin besinlerle ya da hastalıklarla ilişkili olmadığını, oto-immün dahili bir süreçle geliştiğini gösterir. Bu bulgular alerji ve immünoloji uzmanını son derece özel tedaviler olan immünolojik (immunomodülatuvar) tedavilere yönlendirir. Bunun dışında diğer testler hikâye ve fizik muayenede pozitif bir bulgu varsa uygulanmalıdır.Her vakada her zaman gerekmemekle birlikte bazen cilt biyopsisi faydalı olabilmektedir. Biyopsi özellikle deri lezyonlarının ağrılı, 24 saatten uzun sürdüğü ve deride iz bıraktığı, ürtikerle ilişkili damar iltihabı (ürtikeryal vaskülit) düşünülen vakalarda uygulanmalıdır. Mikroskobik, patolojik incelemede tanı konulabilmektedir. Bu hastalarda son derece hızlı ve saldırgan bir şekilde tedaviye başlanmalıdır.Herediter anjiyoödem, kazanılmış (sonradan olan=edinilmiş) anjioödem, bazı tansiyon ilaçları (ACE inhibitörleriyle) ile ilişkili anjiyoödem de dikkatlice araştırmak ve özgül tedavi yaklaşımları uygulamak gereken durumlardır.ÖnlemeKronik ürtikerli hastaların tedavisinde ek ilaç başlamak, hastaların tedavileri uzun süreli yorucu olduğu için hastaları ilaç kullanımı konusunda cesaretlendirir, hem de en az yan etkiyle bulguların kontrolü sağlanmış olur. Fiziksel ürtikerli birçok hasta tetikleyici faktörlerden uzak durmayı öğrenir. Sistemik hastalığı olan bazı hastalarda, altta yatan hastalığın tedavisiyle bulgularda gerileme sağlanır. Bunun en güzel örneklerinden biri tiroid hastalığının tedavisiyle kronik ürtikerin de gerilemesidir. Psikolojik stresin bulguları tetiklediği ve arttırdığı rapor edilmiştir. Bunu da kutanöz nöropeptid salınımının artışı ve mast hücre degranülasyonu için eşik değerin düşmesi ile açıklayabiliriz.

#

Abone Ol:
Abone Ol

Yorumlarınızala Sitemize Değer Katın