AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, ‘Türkiye’yi vesayetten kurtaran, ortaya çıkan bu büyük irade oldu.

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “Türkiye’yi vesayetten kurtaran, ortaya çıkan bu büyük irade oldu. Bugün Türkiye’yi yöneten kadrolar, iktidara gelirken vatandaşın sesini nasıl dinliyorsa iktidardayken de kulağını asla vatandaşın sesinden ayırmıyor. Türkiye’nin büyüklüğünün sırrı budur. Onun için Cumhurbaşkanımıza yükleniyorlar.” dedi.

Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezinde düzenlenen Memur-Sen Genişletilmiş İl Divan Toplantısında konuşan Çelik, Yeni Zelanda’daki iki camiye yönelik terör saldırısında 49 kişinin hayatını kaybettiğini anımsattı.

Saldırıda kullanılan tarihsel perspektif ve imgeler ile silahın üzerindeki işaretlerin, yayınlanan 70 sayfalık bildirinin çok şey anlattığını belirten Çelik, “Biz esasen dünyanın her tarafında çoğulculuğu savunurken, Avrupa Birliğinin insani değerlerle, demokrasiyle, hukuk devletiyle donanmasını, aşırı sağdan uzak durmasını söylerken işte bu tehlikeye dikkati çekiyorduk.” dedi.

Bugün Avrupa için tehlikenin içeriden kaynaklandığını anlatan Çelik, aşırı sağcılık, İslam düşmanlığı, Türkiye düşmanlığı, mülteci düşmanlığı ve ırkçılığın Avrupa’da temsil edilmeye çalışılan demokratik değerler için bir tehdit olduğunu vurguladı.

Gelinen noktada aşırı sağın Avrupa’yı kuşattığını ve Avrupa Parlamentosunda güç kazandığını anlatan Çelik, bunun Türkiye ve dünya için kötü olduğunu ifade etti.

Çelik, ırkçı ve faşistlerin yaşanan bunca acıdan sonra yeniden dünya sahnesinde güçlü gözükmeye başlamasının tüm dünya için tehdit olduğunu vurguladı.

Yüz yıl evvel yokluk zamanında İstiklal mücadelesi verildiğini hatırlatan Çelik, “Biz o istiklal mücadelesini verirken, dünyanın her tarafında mazlum insanlar, bu coğrafya düşmesin, Anadolu esir olmasın diye yardıma geliyorlardı. O yardıma gelenlerden birileri de o yokluk içerisinde Myanmarlı Müslümanlardı.” dedi.

Bugün Arakanlı Müslümanların yokluk içinde olduğunu anlatan Çelik, Bangladeş ve Myanmar sınırı arasında gidecekleri bir toprak parçası bile olmayan Myanmarlı Müslümanların, sistematik katliamla karşı karşıya olduğunu dile getirdi.

Çelik, Türkiye’nin de zor günün de yanında olanları hiçbir zaman unutmadığını ifade etti.

Yaptıkları işin büyüklüğünün Türkiye’de hissedildiği gibi tüm dünyada da hissedildiğini anlatan Çelik, Türkiye’nin bu gücü ve kuvveti milletinden aldığını söyledi.

“Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” ilkesini hayata geçirdik”

Siyaset tarzlarına da değinen Çelik, iktidara geldiklerinde, sadece ve sadece vatandaşın sözüne kulak verdiklerini, başkasını dinlemediklerini belirtti

2002’den önce her yılda bir hükümet düştüğünü hatırlatan Çelik, “Peki ne oldu da 2002’den sonra ekonomimizi büyüttük?, demokrasimizi büyüttük, dünyanın her tarafına ulaşabilir hale geldik. Gidip de her hangi bir ülke gibi Afrika gibi sömürmedik, kaynaklarına el koymadık, hiç bir yerini işgal etmedik. Petrol ve doğal gaz zengini olmadık. Ne olduk? Tek bir şey olduk. ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ ilkesini hayata geçirdik ve Türkiye’yi siz yönetir hale geldiniz. Mesele budur.” dedi.

Daha önceki hükümetlerin yargı ve askeri vesayetle milletin verdiği iktidarı çaldıklarını anlatan Çelik, Türkiye’nin emeğini, alın terini çalan vesayetin bu şekilde oluştuğunu dile getirdi.

Türkiye’yi vesayetten kurtaran, ortaya çıkan bu büyük irade olduğunu vurgulayan Çelik, şunları kaydetti:

“Bugün Türkiye’yi yöneten kadrolar, iktidara gelirken vatandaşın sesini nasıl dinliyorsa iktidardayken de kulağını asla vatandaşın sesinden ayırmıyor. Türkiye’nin büyüklüğünün sırrı budur. Onun için Cumhurbaşkanımıza yükleniyorlar. Milletimizden başka kimseden talimat almadığı için. Birtakım güç odaklarına taviz verse böyle olmaz. Dolayısıyla bu şer odaklarının bize saldırıyor olması bizim için şeref madalyamızdır.”

Çelik, Avrupa Parlamentosunda kabul edilen Türkiye kararını eleştirerek, şöyle devam etti:

“Avrupa Parlamentosu Türkiye’deki demokrasiyi yetersiz bulmuş. Avrupa Parlamentosunun yarısı aşırı sağcılardan oluşuyor. Göçmenler konusunda duyarsız, Akdeniz’deki ölümlere sessiz kalan, her türlü İslam düşmanlığına, ırkçılığa prim veren bu parlamentonun bizim demokrasimize not vermeye ne hakkı var. Biz bu demokrasi için çok bedel ödedik Bir başbakanımız şehit oldu. Bakanlarımız şehit oldu. O yaşadığımız travmalar ve darbeler, etrafımızdaki ülkelerde de yaşandı. Orada da sandık kalktı, onlar büyük kavgaların çatışmaların üstüne sürüklendiler. Hala da ondan kurtulamıyorlar. Ama Türkiye milletimizin engin tecrübesiyle ne yaptı? Bütün şer şebekelerini, bütün karanlık bulutları sandığa attığı oyla değiştirdi. Devrimi sandıkta gerçekleştirdi. Bu milletin devrimi sandıktır. Bu milletin pusulası demokrasidir.”

Çelik, 15 Temmuz gecesi tankların üstüne ilk yürüyen kişilerin kadınlar olduğunu anlatarak, “Bizim öyle büyük bir gücümüz var ki demokrasimizi büyütürüz, ekonomimizi büyütürüz, Yeni Zelanda da ki Müslümanlara sahip çıkarız, terörle mücadeleyi veririz ve dünyanın her tarafındaki mazlumlara da kol kanat gereriz.” dedi.

Türkiye’nin fiziki sınırlarının yanı sıra manevi sınırlarının da bulunduğunu vurgulayan Çelik, “Dünyanın neresinde şehitliğimiz varsa orası bizim manevi sınırımızdır. Oralardan kendimiz sorumlu sayıyoruz biz. Yaptığımız siyasetin temelinde ahlak var. Bizim prensibimiz vatandaş ne derse o olur buna da kimse karışamaz.” diye konuştu.

CHP Genel Başkanının Cumhurbaşkanına ‘diktatör’ dediğini anlatan Çelik, şöyle konuştu:

“İsrail Başbakanı da Cumhurbaşkanımıza ‘diktatör’ diyor. Diktatör dediğin kişi halkı gördüğü zaman tankın, topun, tüfeğin arkasına saklanır. Bizim Cumhurbaşkanımız ise 15 Temmuz’da halkıyla beraber tankın, topun, tüfeğin önündeydi. Halkı görünce tankın, topun, tüfeğin arkasında saklananların adı olan diktatörlüğü, 15 Temmuz’da tankın topun tüfeğin önünde durmuş birisi için söylüyorlar. Bu kavramsal çarpıtma zihnimizde bir şeyler çalmak istiyor. Yürüttüğümüz demokrasi mücadelesi konusunda kafa karıştırmak istiyor. Mesele sadece iktidar olmak değildir. Çok iktidar gelip geçmiştir dünyadan ama önemli olan işte bu insani değerleri ayakta tutabilmektir.”

Çelik, Avrupa Parlamentosunda kabul edilen Türkiye kararını eleştirerek, şunları kaydetti:

“Avrupa Parlamentosu Türkiye’deki demokrasiyi yetersiz bulmuş. Avrupa Parlamentosu’nun yarısı aşırı sağcılardan oluşuyor. Göçmenler konusunda duyarsız, Akdeniz’deki ölümlere sessiz kalan, her türlü İslam düşmanlığına, ırkçılığa pirim veren bu parlamentonun bizim demokrasimize not vermeye ne hakkı var. Biz bu demokrasi için çok bedel ödedik Bir başbakanımız şehit oldu. Bakanlarımız şehit oldu. O yaşadığımız travmalar ve darbeler, etrafımızdaki ülkelerde de yaşandı. Orada da sandık kalktı, onlar büyük kavgaların çatışmaların üstüne sürüklendiler. Hala da ondan kurtulamıyorlar ama Türkiye milletimizin engin tecrübesiyle ne yaptı? Bütün şer şebekelerini, bütün karanlık bulutları sandığa attığı oyla değiştirdi. Devrimi sandıkta gerçekleştirdi. Bu milletin devrimi sandıktır. Bu milletin pusulası demokrasidir.”

Programa, AK Parti Muğla Milletvekili Yelda Erol Gökcan, Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, Şube Başkanı Önder Uçak, AK Parti İl Başkanı Kadem Mete, Memur-Sen üyeleri katıldı.

Çelik, programa katılanlarla birlikte fotoğraf çektirdi.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here