Abone Ol:

Kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddeti önleme ve bununla mücadelede temel standartları ve devletlerin bu konudaki yükümlülüklerini belirleyen Avrupa Konseyi tarafından hazırlanan bir antlaşma olan İstanbul Antlaşması gündemin odak noktası oldu. Cumhurbaşkanının kararı ile Türkiye, İstanbul Sözleşmesi’nden ayrıldı. Alınan bu karar Resmi Gazete ‘de yayımlanarak gündemin en çok konuşulan konusu oldu. Peki, İstanbul Sözleşmesi nedir? İstanbul Sözleşmesinin maddeleri nelerdir?
İstanbul Sözleşmesi nedir? İstanbul Sözleşmesinin önemi, amacı ve maddeleri nelerdir?

Kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddeti önleme ve bununla mücadelede temel standartları ve devletlerin bu konudaki yükümlülüklerini belirleyen Avrupa Konseyi tarafından hazırlanan bir antlaşma olan İstanbul Antlaşması gündemin odak noktası oldu. Cumhurbaşkanının kararı ile Türkiye, İstanbul Sözleşmesi’nden ayrıldı. Alınan bu karar Resmi Gazete ‘de yayımlanarak gündemin en çok konuşulan konusu oldu. Peki, İstanbul Sözleşmesi nedir? İstanbul Sözleşmesinin maddeleri nelerdir? Kadına yönelik şiddete dur diyen, mücadele eden İstanbul Sözleşmesine ilişkin detaylar haberimizde! İSTANBUL SÖZLEŞMESİ NEDİR? İstanbul Sözleşmesi ya da bir diğer adı olan, Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi 45 ülke ve Avrupa Birliği üyeleri tarafından imzalanan, kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddeti önleme ve bununla mücadelede temel standartları ve devletlerin bu konudaki yükümlülüklerini belirleyen uluslararası insan hakları sözleşmesidir.Sözleşme, Avrupa Konseyi tarafından desteklenmektedir ve taraf devletleri hukukî olarak bağlar.Sözleşmenin dört temel ilkesi vardır. Bunlar;Kadına yönelik her türlü şiddetin ve ev içi şiddetin önlenmesidir.Şiddet mağdurlarının korunmasıdır.Suçların kovuşturulması, suçluların cezalandırılmasıdır.Kadına karşı şiddet ile mücadele alanında bütüncül, eş güdümlü ve etkili iş birliği içeren politikaların hayata geçirilmesidir.Kadına karşı şiddeti bir insan hakkı ihlali ve ayrımcılık türü olarak tanımlayan, bağlayıcı nitelikte ilk uluslararası düzenlemedir. Tarafların sözleşme kapsamında vermiş oldukları taahhütler, bağımsız uzmanlar grubu GREVIO tarafından izlenmektedir. İSTANBUL SÖZLEŞMESİNİN AMACI VE ÖNEMİ İstanbul Sözleşmesinin temelde amacı, kadına yönelik şiddeti önlemek, aile içi şiddette karşı çıkmak, tecavüz, zorla evlilik, flört şiddeti, toplu cinsel saldırı gibi konurlarla mücadele etmek ve bunları önlemektir. Bunlarla birlikte sözleşmede bulunan Madde 2’de belirtildiği üzere hane halkının tüm üyelerini kapsamaktadır. Buna göre Sözleşme sadece kadınlara yönelik değil çocuklara karşı şiddet ve çocuk istismarının önlenmesini de amaçlamaktadır. 26. Madde bu kapsamda belirlenmiştir ve maddeye göre taraf devletler şiddet mağduru olan çocukların haklarını korumalı ve yaşanan menfi duruma karşı yasal düzenlemeler ile psiko-sosyal danışmanlık hizmetleri sağlamalı, önleyici ve koruyucu tedbirler almalıdır. 37. Madde ise çocuk yaşta evliliği ve zorla evlendirilmelerin suç sayılması için yasal dayanaklar oluşturulması yükümlülüğünü belirtmektedirSözleşmenin temelinde yatan kadına yönelik şiddetin önlenmesi amacı ile işlenen konular aşağıdaki gibidir.Aile içi şiddetZorla kürtajZorla evlenmeZorla hamilelikKız kaçırmaTecavüzcü ile evlendirmeKadın düşmanlığıFlört şiddetiKadın sünnetiAsit atımıGöğüs ütülümeAyak bağlamaFuhuşa zorlama İSTANBUL SÖZLEŞMESİ VE TÜRKİYE İstanbul Sözleşmesinin yürürlüğe girmesi ve imzalanmasıSözleşme, İstanbul’da gerçekleşen Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin 121. toplantısında kabul edildi. 11 Mayıs 2011’de İstanbul’da imzaya açılmış olması nedeniyle kısaca ‘İstanbul Sözleşmesi’ olarak bilinmektedir ve 1 Ağustos 2014 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Türkiye, 11 Mayıs 2011’de Sözleşmeyi ilk imzalayan ve 24 Kasım 2011’de parlamentosunda onaylayan ilk ülke oldu. Onay belgesi 14 Mart 2012 tarihinde Avrupa Konseyi Genel Sekreterliğine iletildi. Temmuz 2020 itibarıyla 45 ülke ve Avrupa Birliği tarafından imzalanmış, imzacı ülkelerin 34’ünde onaylanmıştır.20 Mart 2021 tarihinde Resmî Gazetede yayımlanan 3718 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı sonucunda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından sözleşmenin feshedilmesine karar verildi. İstanbul Sözleşmesi’nin 80. maddesi uyarınca taraflardan herhangi biri bu sözleşmeyi feshedebilir. Sözleşmenin feshi, konuya ilişkin bildirimin Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği’ne ulaştırıldığı tarihten itibaren üç aylık sürenin bitimini izleyen ayın birinci gününde yürürlüğe girecektir. İSTANBUL SÖZLEŞMESİNİN MADDELERİ NELERDİR? 1.Toplumsal Cinsiyete DuyarlılıkMadde 3/c uyarınca, ‘toplumsal cinsiyet’ belli bir toplumun kadınlar ve erkekler için uygun gördüğü sosyal olarak inşa edilen roller, davranışlar, etkin­likler ve yaklaşımlar anlamına gelir.Madde 6 uyarınca, Taraf devletler bu Sözleşme hükümlerinin uygulanma­sında ve etkilerinin değerlendirilmesinde, toplumsal cinsiyet bakış açısına yer vermeyi taahhüt ederler.Madde 18/3 (1) uyarınca, Taraf devletler mağduru koruma ve desteğe ilişkin alınan (Sözleşme’nin dördüncü bölümünde öngörülen) önlemlerin kadına yönelik şiddet ve ev içi şiddetin toplumsal cinsiyet anlayışına dayanacağını ve mağdurun insan haklarına ve güvenliğine odaklanacağını temin edeceklerdir.Madde 49/2 uyarınca, Taraf devletler, şiddetin toplumsal cinsiyete dayalı anlayışına ve insan hakları temel ilkelerine uygun olarak, Sözleşme uyarınca belirlenen suçların soruşturulması ve kovuşturulmasının etkili biçimde yürü­tülmesini sağlamak amacıyla, gerekli hukuki veya diğer önlemleri alacaklardır.Madde 60/1 uyarınca, Taraf devletler, 1951 Mültecilerin Hukuki Durumuna İlişkin Sözleşme’nin 1/A(2) maddesinin anlamı çerçevesinde, kadınlara yönelik toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin zulüm çeşidi ve tamamlayıcı/yardımcı koru­mayı gerektiren ciddi bir zarar olarak tanınması için, gerekli hukuki veya diğer önlemleri alacaklardır (m.60/1).Taraf devletler, Sözleşme’ deki gerekçelerden her birinin toplumsal cinsiyete duyarlı biçimde yorumlanmasını sağlayacaklar ve bu gerekçelerden bir veya birden fazlası nedeniyle korkulduğunda, başvuranlara yürürlükteki ilgili mevzuata göre mülteci statüsü vereceklerdir.Madde 60/3 uyarınca, Taraf devletler, sığınmacılar için, toplumsal cinsiyete duyarlı kabul usullerinin ve destek hizmetlerinin yanı sıra, toplumsal cinsiyet yönergelerini ve mülteci statüsünün belirlenmesi ve uluslararası koruma başvu­rusunu da kapsayan, toplumsal cinsiyete duyarlı sığınma usullerini geliştirmeye yönelik, gerekli hukuki veya diğer önlemleri alacaklardır.2. Kadınların GüçlendirilmesiMadde 1/1 uyarınca, Sözleşme’nin amacı, kadına yönelik her türlü ayrım­cılığın ortadan kaldırılmasına katkıda bulunmak ve kadınları güçlendirmek de dahil olmak üzere, kadınlarla erkekler arasında fiili eşitliği sağlamaktır.Madde 6 uyarınca, Taraf devletler, Sözleşme hükümlerinin uygulanmasında ve etkilerinin değerlendirilmesinde kadınların güçlendirilmesine yönelik etkili politikalar geliştirmeyi ve uygulamayı taahhüt ederler.Madde 12/3(3) uyarınca, Taraf devletler, kadınların güçlenmesine yönelik program ve faaliyetleri arttırmak amacıyla gerekli önlemleri alacaklardır.Madde 18/3 (3) uyarınca, Taraf devletler, mağduru koruma ve desteğe ilişkin alınan (Sözleşme’nin dördüncü bölümünde öngörülen)önlemlerin, şiddet mağduru kadınların güçlendirilmesi ve ekonomik bağımsızlığını hedeflemesini temin edeceklerdir.Bu düzenleme uyarınca, mağdurlar veya hizmetlerden yararlananlar; haklarını bilip tanımalı, kendilerine saygılı, değer verici ve duyarlı yaklaşan destekleyici bir ortamda kendi kararlarını verebilmelidir. Bu arada, verilen hizmetlerin mağdurlara kendi yaşamlarını kontrol etme özelliği taşıması gerekir ki, bu pek çok durumda özellikle failden ekonomik olarak bağımsız olmayı sağlamak üzere üzere finansal güvenliği de öngörür.Madde 20/1 uyarınca, Taraf devletler, mağdurların şiddet sonrası iyileşme­lerini kolaylaştıracak hizmetlere erişimlerini sağlamak üzere, gerekli hukuki veya diğer önlemleri alacaklardır. Bu önlemler, gerektiğinde, yasal ve psikolojik danışmanlık, mali yardım, konut, eğitim, öğretim ve iş bulma desteği gibi hizmetleri içerir.Taraf devletler, 18.maddenin 5.bendine uygun olarak, (şiddete açık hale gelmiş olan) güç durumdaki mağdurların korunmasını kolaylaştırmak amacıyla üçüncü devletlerle ikili ve çoklu anlaşmaların yürürlüğe konması da dahil, gerektiğinde, üçüncü ülkelerin kalkınma yardım programları ile kadına yönelik şiddet ve ev içi şiddetle mücadele ve şiddeti önlemeyi bütünleştirmek için çaba göstereceklerdir (m.62/4).3. Kapsamlı, Eşgüdümlü ve Bütüncül Politikalar İzlemeŞiddete uğrayan kadınların güvenliklerinin, fiziksel ve psikolojik sağlıkları­nın yeniden kazandırılması, yaşamlarını yeniden kurmalarının sağlanması için, kapsamlı politikalara ihtiyaç vardır.Madde 1/1 uyarınca, Sözleşme’nin amacı, ev içi şiddetin tüm mağdurlarının ve kadına yönelik şiddet mağdurlarının korunması ve bunlara yardım edilmesi için kapsamlı bir çerçeve, politika ve önlemler tasarlamak; kadına yönelik şiddet ve ev içi şiddetin ortadan kaldırılması için bütüncül bir yaklaşımın benimsen­mesi maksadıyla kuruluşların ve kolluk kuvvetleri birimlerinin birbiriyle etkili bir biçimde işbirliği yapmalarına destek ve yardım sağlamaktır.Madde 7 uyarınca, Taraf devletler, Sözleşme kapsamında yer alan her türlü şiddeti önlemek ve bununla mücadele etmek için ilgili tüm önlemleri, kadına yönelik şiddet ve ev içi şiddete bütüncül bir yaklaşım sunmaya ilişkin tüm ilgili önlemleri içeren etkili, kapsamlı ve koordineli politikaları ülke çapında benimsemek ve uygulamak için gerekli hukuki ve diğer önlemleri alacaklardır. Taraf devletler, sözkonusu politikaların mağdurun haklarının tüm önlemlerin merkezine yerleştirilmesini ve bu politikaların ilgili tüm kurum, kuruluş ve örgütler arasında etkili işbirliğine dayalı olarak uygulanmasını sağlayacaklardır. Bu madde uyarınca alınan önlemler, gerektiğinde, devlet kurumları, ulusal, bölgesel ve yerel yönetimler ile makamları, ulusal insan hakları kuruluşları ve sivil toplum kuruluşları gibi ilgili tüm aktörleri kapsayacaktır[74] .Avrupa Konseyi düzeyinde hazırlanan son dönemdeki diğer sözleşmelere benzer biçimde bu Sözleşme de, ‘ÖKK’ formülünü izlemektedir: Önleme, Koruma ve Kovuşturma. Bununla birlikte, bu Sözleşme’nin kapsadığı tüm şid­det biçimlerine karşı etkili bir tepki bu üç alanda alınacak önlemlerin ötesinde önlemler gerektirdiğinden, metni hazırlayanlar bu formüle bir de ‘BP’ katma gereğini duymuşlardır: ‘Bütüncül Politikalar’ .Ulusal insan hakları kuruluşlarından kastedilen, BM Genel Kurulu’nun 1993 tarihli ve 48/134 sayılı İnsan Haklarının Korunması ve Geliştirilmesi için Çalışan Ulusal Kuruluşlarla İlgili Kararı’nda öngörülen standartlar uyarınca oluşturulan kuruluşlardır. .4. Yeterli Mali ve Beşeri Kaynaklar Tahsis EtmeMadde 8 uyarınca, Taraf devletler, sivil toplum ve hükümet dışı kuruluşlar tarafından yürütülenler de dahil, Sözleşme kapsamında yer alan her türlü şid­detle mücadele ve şiddeti önlemeye ilişkin bütüncül politikaların, önlemlerin ve programların uygun biçimde uygulanması için yeterli mali ve beşeri kaynak tahsis edeceklerdir.Bu madde, kamu mercileri ile ilgili hükümet dışı ve sivil toplum kuruluş­larınca yürütülen her iki koldaki etkinliklere yeterli finansal ve insani kaynak tahsis edilmesini sağlama amacını gütmektedir. Metni hazırlayanlar, üye devlet­lerin birbirinden farklı ekonomik koşullarını dikkate alarak, bu yükümlülüğün kapsamını ‘yeterli kaynak’ tahsisi ile sınırlandırma yolunu seçmişlerdir. Başka bir deyişle tahsis edilen kaynaklar, hedefler kümesi veya uygulanacak önlem için yeterli olmalıdır.5. Hükümet Dışı Kuruluşlarla, Sivil Toplumla ve Erkeklerle İşbirliğiMadde 9 uyarınca, Taraf devletler, kadına yönelik şiddetle mücadelede aktif olan ilgili hükümet dışı kuruluşlar ve sivil toplumun çalışmalarını her düzeyde göz önünde bulunduracak, teşvik edecek, destekleyecek ve bu kuruluşlarla etkin işbirliği tesis edecektir.Birçok üye Devlette, ev içi şiddet mağduru kişilere yönelik hizmetlerin çok büyük bölümü ile kadınlara yönelik şiddetin diğer biçimlerinin mağduru olan kişilere yönelik hizmetler, hükümet dışı veya sivil toplum kuruluşları tarafından verilmektedir. Bu kuruluşlar, sığınma imkanları, hukuk yardımları, tıbbi ve psikolojik danışmanlık, acil telefon hatları ve diğer temel hizmetlerin sağlanmasında uzun bir geleneğe sahiptirler. Bu maddede amaçlanan, bu çeşitli kuruluşların Sözleşme kapsamında yer alan şiddet fiillerinin önlenmesine ve bunlara karşı mücadele edilmesine yapabilecekleri önemli katkıların vurgu­lanmasıdır. Dolayısıyla madde, Sözleşme’nin Taraflarından, bu kuruluşların çalışmalarını tanımalarını, örneğin deneyimlerinden yararlanmalarını, çok kuruluşlu işbirliklerine veya m.7’nin öngördüğü kapsamlı hükümet politika­larının uygulanmasına onları da dahil etmelerini istemektedir. Bu madde, böyle bir tanımanın ötesinde, Sözleşme’nin Taraflarından, kendilerini görevlerine adamış hükümet dışı kuruluşların ve sivil toplum kuruluşlarının çalışmalarını aktif olarak özendirip desteklemelerini talep etmektedir. Madde 9, yalnızca hükümet dışı kuruluşlara ve kadınlara yönelik şiddete karşı mücadele eden sivil topluma atıfta bulunsa bile, bu durum Tarafları daha ileri gitmekten ve daha geniş kapsamıyla ev içi şiddete odaklanan hükümet dışı kuruluşların ve sivil toplumun çalışmalarını da desteklemekten alıkoymamalıdır.Madde 12/3(1) uyarınca, Taraf devletler, erkekler ve erkek çocukları başta olmak üzere, tüm toplum üyelerinin Sözleşme kapsamındaki tüm şiddet türlerini önlemek üzere aktif katkılar sağlamasını teşvik etmek için, gerekli önlemleri alacaklardır.Bu düzenleme, toplumun tüm üyelerinin şiddetin önlenmesine önemli katkılar yapabileceğini ve bunun özendirilmesi gerektiğini belirtmektedir. Bu Sözleşme kapsamındaki şiddet fiillerinin çoğunun failleri erkekler ve erkek çocukları olduğundan, bu tür şiddetin önlenmesinde erkeklerin özel rolünün vurgulanması gereği duyulmuştur. Ancak, erkeklerin ve erkek çocuklarının çoğunluğunun bu tür olaylara karışmadığını da dikkate alarak, bu katkının çeşitli biçimler alabileceği de vurgulanmıştır: Rol modeli, değişimin özneleri olmak, kadın ve erkek arasında eşitliği savunmak ve karşılıklı saygıyı geliştirmek gibi. Erkekler, şiddete karşı tutum alarak, toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlama uğraşına başka erkekleri de katarak, aile sorumluluklarını üstlenip rol modelleri oluşturarak, önemli katkılarda bulunabilirler .6. Özel Sektör ve Medya ile İşbirliğiMadde 17, Taraf devletlerin, özel sektör, bilgi ve iletişim teknolojileri sektörü ve medya ile kadına yönelik şiddetin önlenmesi ve kadın onuruna duyulan saygının arttırılması için işbirliği yapmasını öngörmektedir .7. Araştırma, Veri Toplama ve Bulguları PaylaşmaSözleşme’nin uygulanmasını teminen, Taraf devletler, Sözleşme kapsamında yer alan her türlü şiddet eylemine ilişkin tasnif edilmiş ilgili istatistiki veriyi düzenli aralıklarla toplamayı; şiddetin temel nedenlerini ve etkilerini, şiddet eylemleri ve mahkumiyet oranları ile Sözleşme’nin uygulanması için alınan önlemlerin etkinliğini incelemek amacıyla, Sözleşme kapsamındaki her türlü şiddet alanında yapılan araştırmaları desteklemeyi taahhüt ederler (m.11/1).Taraf devletler, Sözleşme kapsamında yer alan her türlü şiddetin yaygınlığını ve eğilimlerini değerlendirmek üzere, düzenli aralıklarla nüfusa dayalı araştır­malar yapmaya çaba göstereceklerdir (m.11/2)[81] .Taraf devletler, uluslararası işbirliğini harekete geçirmek ve uluslararası düzeyde kıyas yapmayı mümkün kılmak amacıyla, bu madde uyarınca toplanan bilgileri Sözleşme’nin 66.maddesinde atıfta bulunulan Uzmanlar Grubu’na[82] sağlar (m.11/3).Taraf devletler, bu madde uyarınca toplanan bilgilerin kamuya açık olmasını sağlayacaklardır (m.11/4).Verilerin sistematik ve yeterli biçimde toplanması, bu Sözleşme kapsamında yer alan kadınlara yönelik şiddet fiillerinin önlenmesine ve bu olguya karşı mücadele edilmesine yönelik etkili politikalar geliştirilmesinin temel bileşen­lerinden biri olarak, öteden beri kabul edilmektedir. Bu bölüm, Sözleşme kap­samında yer alan her tür şiddet biçiminin önlenmesi ve bunlara karşı mücadele edilmesi açısından, temsil kabiliyeti olan ve karşılaştırılabilir verilerin düzenli olarak toplanmasının önemine ve bununla ilgili yükümlülüğe işaret eder[83] .Bu Bölüm’de, madde 10 kapsamında oluşturulan eşgüdüm organı veya organ­ları tarafından toplanması, analiz edilmesi ve yayılması, ayrıca Sözleşme’nin uygulanmasını izlemekten sorumlu bağımsız uzmanlar grubuna (GREVIO) iletilmesi gereken verilerin ne tür veriler olacağı belirlenmektedir. Ayrıca, kadınlara yönelik şiddet ve ev içi şiddet alanındaki araştırmaları destekleme gerekliliğinin altı çizilmektedir.Madde 65’te de belirtildiği gibi verilerin toplanması, muhafazası ve dönüş­türülmesi, gizliliği sağlamak ve mağdurların, faillerin ve ilgili diğer kişilerin özel yaşamlarına saygı adına Avrupa Konseyi Kişilerin Kişisel Verilerinin Otomatik İşlenmesinde Korunmaları Sözleşmesi uyarınca yapılmalıdır.65.maddede belirtilen standartlar, yalnızca ülkelerarası veri aktarımı durumlarında değil, veri toplandığı, muhafaza edildiği ve toplanan verilerin dönüştürüldüğü her durumda gözetilmelidir.Madde 11/4, toplanan bilgilerin halka açık tutulması yükümlülüğünü getir­mektedir.Bununla birlikte, halka açıklanacak bilgilerin biçimini ve açıklanma yollarını, hangi bilgilerin paylaşılacağını belirlemek, Taraflara bırakılmıştır.Taraflar, 11.madde çerçevesinde toplanan bilgileri halkla paylaşırken, durumdan etkilenen kişilerin özel yaşamlarının gizliliğine özel özen göstereceklerdir.1688. Koordinasyon Birimi KurmaMadde 10 uyarınca, Taraf devletler, Sözleşme kapsamında yer alan her türlü şiddetle mücadele etmek ve şiddeti önlemek üzere politikaların ve önlemlerin koordinasyonu, uygulanması, izlenmesi ve değerlendirilmesinden sorumlu bir veya birden fazla resmi kurum görevlendirecek veya kuracaktır.Bu organlar araştırma ve veri toplamaya ilişkin 11.maddede bahsedildiği şekilde veri toplan­masını koordine edecek, bu verileri analiz edecek ve sonuçlarını yayımlayacaktır.Taraf devletler, bu madde uyarınca görevlendirilen veya kurulan birimlerin, uluslararası işbirliğine ilişkin Bölüm VIII uyarınca (m.62-65) alınan önlemlere ilişkin bilgi almalarını sağlayacaklardır.Taraf devletler, bu madde uyarınca görevlendirilen veya kurulan birimlere, diğer Taraf devletlerdaki muadilleriyle doğrudan iletişim kurma ve ilişki geliş­tirme imkanı sağlayacaklardır.Bu maddede geçen ‘resmi kurum’ terimi, hükümete bağlı herhangi bir birim veya kurum olarak anlaşılmalıdır.Bu da, ulusal veya bölgesel düzeyde var olan veya oluşturulacak bir organ veya kurum olabilir.Var olan veya oluşturulacak kurumun büyüklüğü, personeli ve finansmanı, nereye bağlı olup nereye rapor vereceği gibi hususlar, Taraflarca belirlenecektir.9. Azami Dikkat ve Özen Gösterme Yükümlülüğü (‘DueDiligence’ İlkesi)Madde 5/1, devletin, kendi yetkililerinin, görevlilerinin, temsilcilerinin, kurumlarının veya devlet adına hareket eden diğerlerinin kadınlara yönelik şiddet anlamına gelen fiillerden kaçınmalarını sağlama yükümlülüğünden söz ederken[90], madde 5/2 Tarafların, devlet dışı aktörler tarafından gerçekleştirilen fiilleri gerekli titizlikle ele alma yükümlülüğünü ortaya koymaktadır.Madde 5 uyarınca, Taraf devletler, devlet dışı aktörlerce gerçekleştirilen ve Sözleşme’nin kapsamı dahilindeki şiddet eylemlerinin önlenmesi, soruşturul­ması, cezalandırılması ve tazmin edilmesi konusunda azami dikkat ve özenin sarfedilmesi için, gerekli hukuki ve diğer önlemleri alacaklardır.Rec(2002)5 sayılı Kadınların Şiddete Karşı Korunmasıyla İlgili Olarak Üye Devletlere Yönelik Avrupa Konseyi Tavsiye Kararı’nın 2.maddesinde ifade edilen bir kavram olarak ‘devlet dışı aktör’, özel kişileri kasteder.’Tazmin’ terimi, uluslararası insan hakları hukukunda farklı karşılıklara sahip olabilir; örneğin yeniden eski durumuna getirme, telafi etme, iyileştirme, tatmin etme ve tekrarlanmama garantisi verme gibi. Tazminat söz konusu oldu­ğunda, bunun bir Tarafça ancak bu Sözleşme’nin 30(2) maddesinde belirtilen koşullarda sağlanabileceğinin bilinmesi önemlidir.

#

Abone Ol:
Abone Ol

Yorumlarınızala Sitemize Değer Katın