Abone Ol:

Kur’an-ı Kerim’de bahsi geçen ve günlük hayatta sıkça kullanılan fitne ne anlama gelir? Kur’an-ı Kerim’de ayetlerle geçen fetva TDK anlamı nedir? Fitne nedir? Fitne ne anlama gelir? Kur’an-ı Kerim’de fitne! Detaylar haberimizde.
Fitne nedir? Fitne ne anlama gelir? Kur'an-ı Kerim'de fitne!

Kur’an-ı Kerim’de bahsi geçen ve günlük hayatta sıkça kullanılan fitne ne anlama gelir? Kur’an-ı Kerim’de ayetlerle geçen fetva TDK anlamı nedir? Fitne nedir? Fitne ne anlama gelir? Kur’an-ı Kerim’de fitne! Detaylar haberimizde. FİTNE NEDİR? Fitne kelimesi, sözlükte ‘altın ve gümüş gibi değerli madenleri saflığını anlamak için ateşte eritmek’ mânasına gelen fetn (fütûn) kökünden türemiştir. Kelimenin en eski kullanımlarında ‘derisini daha kolay yüzebilmek için kurbanı sıcak kuma gömmek; kandırmak, gönlünü çelmek’ ve ‘pusu kurarak yol kesmek’ anlamları da vardır. Kuyumcu için aynı kökten gelen fettân kullanılır (Lisânü’l-?Arab, ‘ftn’ md.). Kelime Kur’ân-ı Kerîm’de ‘ateşe atma, ateşle azap etme’ anlamında geçmektedir (ez-Zâriyât 51/13). Fitnenin zamanla kazandığı, insanın zarara uğraması veya uğratılması şeklindeki anlamında ateşte yanmayla ilgili eski mânanın da etkisi olmuştur. Klasik sözlüklerde bu anlamların başlıcaları şu şekilde sıralanmıştır: ‘Sınama, maddî ve mânevî sıkıntı, üzüntü, belâ ve felâketle imtihan etme.’ İnsanın içine aşk ateşi düşürdüğü veya gönlünü çelip mantıklı düşünmesini engellediği için kadına fettân denilmiştir. Aynı kelime, kişinin aklını karıştırıp ahlâkını bozan ve cezaya çarptırılmasına sebep olan şeytan için, ayrıca zarar verme mânasından dolayı hırsız için de kullanılmıştır. İnsanların hırsını kamçılayıp günah işlemelerine sebep olan altın ve gümüşe ‘iki fettân’, insanları zor bir imtihandan geçirecek olan Münker ve Nekir’e de ‘kabrin iki fettânı’ adı verilmiştir (Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât, ‘ftn’ md.; Lisânü’l-?Arab, ‘ftn’ md.; Tâcü’l-?arûs, ‘ftn’ md.; Müsned, II, 173; III, 346). Fitnenin, ‘inanç uğruna mâruz kalınan ağır işkence’ anlamında kullanımı da oldukça yaygındır (meselâ bk. Câhiz, s. 29, 30, 32, 40). KUR’AN-I KERİM’DE FİTNE Kur’ân-ı Kerîm’de otuz dört âyette fitne kelimesi, yirmi altı âyette de türevleri geçmektedir. Fitnenin Kur’an’daki kullanımına göre anlamlarını tesbit etme hususunda en önemli kaynak olarak bilinen ve bu bakımdan bazı özel araştırmalara konu olan (meselâ bk. Vadet, XXXVII/I, s. 81-101; Abdulkader Tayob, s. 157-172) Taberî’nin Câmi?u’l-beyân adlı tefsiri de dikkate alındığında fitnenin Kur’an’da başlıca şu mânalara geldiği görülür: Sınama (ibtilâ), deneme (ihtibâr) ve imtihan (el-Bakara 2/102; Tâhâ 20/40, 85, 90, 131); şirk, küfür, müşriklerin müslümanlara uyguladıkları ve şirke döndürmeyi amaçlayan baskılar (el-Bakara 2/191, 193, 217; en-Nisâ 4/91); sapıklık, sapma, saptırma (el-Mâide 5/41, 49; es-Sâffât 37/162); azap, işkence, ateşe atma (el-Ankebût 29/10; ez-Zâriyât 51/13, 14; el-Burûc 85/10); düşman saldırısı (en-Nisâ 4/101); Allah’ın kullarına farklı imkânlar vererek birbirlerine karşı niyet ve tutumlarını ortaya çıkarması (el-En’âm 6/53; el-Furkan 25/20; bk. Taberî, VII, 206-207; XVIII, 193-194); günah (et-Tevbe 9/49); şeytanın hile ve tuzağı (el-A’râf 7/27); şeytanın zayıf ruhlu kişilere aşıladığı bâtıl inanç ve kuruntu (el-Hac 22/53); nifak (el-Hadîd 57/14; bk. Taberî, XXVII, 226); delilik (el-Kalem 68/6). FİTNE SÖZLÜK ANLAMI Fitnenin sözlük anlamları ve Kur’an’daki kullanımlarının hiçbirinde, onun daha sonra kazanacağı ‘dinî ve siyasî sebeplerle ortaya çıkan sosyal kargaşa, anarşi, iç savaş’ şeklinde bir mâna bulunmamaktadır; önde gelen müfessirler de fitneye dair herhangi bir âyete açık olarak böyle bir açıklama getirmiş değildir. Her ne kadar Taberî ve daha sonraki müfessirler, Enfâl sûresinin 25. âyetinin Hz. Peygamber’den sonra ashap arasında çıkacak bazı çatışmalara işaret ettiğini belirten rivayetler aktarmışlarsa da söz konusu âyetin ne muhtevası ne de siyak ve sibakı böyle bir anlamın çıkarılmasına uygundur. Esasen Taberî ‘ihtibâr’ ve ‘ibtilâ’ şeklindeki açıklamasını burada da tekrarlamış; bu âyetin ashaptan bir topluluk hakkında nâzil olduğuna ilişkin görüşü ‘söylenir’ kaydıyla zikrettikten sonra kendisi hiçbir kanaat belirtmeden ilgili rivayetleri nakletmekle yetinmiştir (a.g.e., IX, 217-219).

#

Abone Ol:
Abone Ol

Yorumlarınızala Sitemize Değer Katın